image

PeyamaKurd - Kitle İletişim Araçları (KİA) varoluşundan bugüne her dönemin en önemli iktidar silahlarından bir tanesidir. KİA’lar, genelde iktidar tarafından sübvanse edildiği derecede varlıklarını sürdürebilirler. Hâl böyle olunca da toplum yararına olan doğru bir bilgi (enformasyon) toplum zararına göre yanlış bir bilgiymiş gibi (dezenformasyon) iktidarın tekeline göre servis edilebilirler. 

Bu durumun en açık örneklerini genellikle Türkiye’de, Kürt-Türk meselesi gündem olunca çok açık bir şekilde görebilmekteyiz. Özellikle Kürtlere ilişkin bir konu hakkında herhangi bir “tartışma programı’ varsa o programda Kürtler hariç, iktidar kalemşorluğunu yapan herkes oturabilir ve tekellerindeki bilgileri satabilirler. 

Çok uzağa gitmeye gerek yok en yakın tarihin arkeolojik kazısını yaptığımız zaman, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Kürdistan Bölgesini ziyaretini ele alabiliriz. Bilindiği üzere CHP heyeti geçtiğimiz günlerde başkent Erbil’i ziyaret etmiş ve burada Başkan Mesud Barzani başta olmak üzere diplomatik temaslarda bulunmuştu. 

“Aynı medya ve iki farklı algı”

Bu durum, Kürtler açısından olumlu karşılanırken Türklerin belli bir kesimi tarafından yine ‘terör örgütleri ile görüşme’ şekinde servis edilmişti. Oysa bu bilgileri servis eden iktidar ve AKP destekli medyalar, Erdoğan ve AKP’li vekillerin mesele Kürt konusu olunca ‘Kürdistan Bölgesi ile olan görüşmelerini’ ballandıra ballandıra servis etmekten de geri durmamışlardı. 

CHP heyetinin Erbil’de Başkan Mesud Barzani’nin ofisinde görüşme yaptığı oda da bir zamanlar Erdoğan, Davutoğlu, Çavuşoğlu gibi isimler de oturmuştu. O günlerde Türkiye ile Kürtler ittifak içinde naraları atanlar bugün CHP’nin, Kürtler ile olan görüşmesini ‘Türkiye bölünüyor’ şeklinde piyasaya sürmeleri tabiki de kasti ve bilinçli yapılan bir algı operasyonudur.   

Onlar da biliyor ki ne Türkiye bölünüyor ne de CHP bu görüşme ile terörist sayılıyor. Televizyonlarda CHP, Barzani ile görüştü algısı yapanlar ‘Kürdistan Bölgesinin muhatabın artık sadece AKP olmadığını ve Erbil yönetiminin Türkiye siyasetinde politize olduğunu gördükleri için toplumun ‘faşist ve şoven’ duygularına oynuyorlar. 

İktidarın tekelinde olan medya kanalları ve gazetelerinin CHP’nin ziyaretini ‘sanki Barzani ile yapılmış’ gibi servis etmeleri ve televizyon kanallarında Kürdistan Bölgesi yerine ‘Kuzey Irak, Barzani hükümeti’ olarak servis etmeleri Kürtleri istedikleri kalıba sokmaktan çekinmediklerinin de en açık göstergelerinden bir tanesidir. 

“CHP, AKP gibi yeni bir parti değil, sistem partisidir”

CHP, AKP gibi yeni bir parti değil, sistem partisidir. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bugüne kadar en devlet teşkilatlarında belirgin görevleri üstlenmiştir. Bundan dolayı sistem partisinin Kürt meselesine açılması hatta yerinde ziyaret etmesi önemli bir adımdır. 

CHP, AKP’nin Kürt meselesine yaklaşmasına başlarda şiddetle karşı çıkıyordu bu durum da AKP’nin Kürt meselesinde adım atmasını engelliyordu. Fakat gelinen aşamada CHP’nin, AKP gibi düşünmesi olumlu bir gelişmedir. Diğer yandan Erbil yönetimi ile bir temas CHP açısından kaçınılmaz hale gelmişti. Çünkü CHP, 2018’den beri hem HDP ile hem Kürtlerle olumlu bir dil kurmaya çalışıyordu. 

CHP’nin ziyareti iki açıdan ele alınabilir: Kısa vadede seçim olacaksa CHP’nin eli güçlenebilir. Uzun vadede ise hem CHP hem de Erbil Kürtler adına AKP’den bağımsız bir politika üretebilir. 

Ayrıca ziyaret CHP’nin Kürtlere ‘Ben meseleyi bölgesel ölçekli ve daha geniş kapsamlı düşünüyorum, Kürt meselesinde hazırlık yapıyorum’ mesajı da veriyor bir nevi. Bu anlamda ziyaret CHP açısından ilk ve önemlidir. Türkiye ile ilişkileri Erdoğan ve AKP’nin tekelinde gibi algılanan Erbil de bu görüşme ile bölgede güçlü bir konuma geldiğinin sinyallerini verdi. 

HDP ve muhafazakar Kürt seçmen etkilenecek mi? 

HDP seçmeni de bu noktada önemli. HDP’liler daha önce CHP’ye olan tutumunu belirlemişti. CHP’nin onları partiden uzaklaştıracak bir tutumu olmazsa, HDP seçmeninin CHP ile ortak müttefik olarak seçimlere girmesi zor olmayacak. CHP’de bunun farkında Erbil’de. 

Diğer yandan Türkiye’deki muhafazakar Kürtler de önemli bir oy potansiyeline sahip. Muhafazakar Kürtler açısından da Barzani ailesi olumlu bir anlam ve hafıza taşıyor. Dolayısıyla Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile temas, Türkiye’de AKP’ye oy veren muhafazakar Kürtlerin oyunu direkt getirmese de, onlara Kürt meselesinde CHP’nin bir aktöre dönüştüğü mesajını veriyor. 

AKP bunun farkında, Kürtler konusunda fazla ileriye gittiklerini ve Kürtlerin onlarla eskisi gibi yan yana durmayacaklarının bilincindeler. Bundan dolayı hemen televizyon programlarını domine ederek CHP ve Kürdistan yönetimi görüşmesini ‘lanetli’ göstermeye başlamışlar bile. 

Sadece İstanbul değil Türkiye’de CHP’nin kazandığı tüm belediyelerde payı olan Kürtler’in AKP siyasetinden ders çıkarması ve CHP ile olan ilişkilerinde de temkinli olmaları lazım. 

Kürtlerin bu gelişemeye hemen teslim olmaları yanlıştır. Çünkü Kürtler bu durumu AKP’ye de fazlası ile güvenerek yaşadılar. AKP’nin Kürtler ilişkin konsepten uzaklaşması Kürtleri hayal kırıklığına uğrattı. 

Bundan dolayı Kürtler, gelişmeleri pozitif değerlendirirken kendilerine özgü bir konseptte üretmek zorunda olduklarını bilmelidirler.