image

Demirtaş’ın, Kılıçdaroğlu’nun ‘helalleşme’ çıkışına verdiği destek ezilmişlik psikolojisidir. Helalleşmeyi, özür dilemeyi ve tazminat ödemeyi ‘katliamı gerçekleştirenler, kıyımı yapanlar’ gerçekleştirir, katliama uğrayanlar değil. 



PeyamaKurd - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz Cumartesi günü yaptığı açıklamada, “Benim liderliğini yaptığım partinin de geçmişte yarattığı derin yaralar vardır. Uzun süredir önce bu yaraları yaratan o sistemi değiştirmekle uğraştım. Şimdi ise dışarıya dönme zamanı. Ben bu yaraların kapanması için helallik isteme, helalleşme yolculuğuna çıkıyorum” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun çıkacağı ‘helalleşme yolculuğunun’ Kürtlerde nasıl karşılık bulacağı adına konuşmak  için henüz erken. Fakat Kürtlerin, ‘helalleşme’ konusunda hemen adım atacağı ve uzatılan eli bir anda sıkacağı düşüncesi doğru olmayacaktır. Helalleşme kavramı Kürtler adına gelişigüzel yapılacak bir eylem değil aksine Kürtlerin zihninde ‘kötü yer edinmiş’ geçmişin ve bugünün izleridir. Çünkü Kürt milleti, CHP döneminden günümüz AKP dönemine kadar gelinen süreçte olağanüstü zor süreçler geçirmiş, katliamlara maruz kalmış ve faili meçhullerin sözlü adı olmuştur. 

Gündem Kılıçdaroğlu’nun ‘helalleşme’ çağrısı ile meşgulken Edirne F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” çıkışına destek verdiğini yazdığı bir yazı ile açıkladı. Demirtaş, Kılıçdaroğlu’nun açıklamasını toplumsal uzlaşma ve barış açısından çok önemsediğini, yürekten desteklediğini ifade etti. 

Evet ‘Helalleşme’ gerçekten ‘Helalleşme’ olursa önemlidir. Ama bu helalleşme Akşener ve ırkçıların ittifakı ile mümkün değildir. Erken seçim sürecinin konuşulduğu bu günlerde yapılan karşılıklı göndermeler bir ittifakın habercisi ya da devamı niteliğindedir. 

Demirtaş’ın, Kılıçdaroğlu’nun ‘helalleşme’ çıkışına verdiği destek ezilmişlik psikolojisidir. Helalleşmeyi, özür dilemeyi ve tazminat ödemeyi ‘katliamı gerçekleştirenler, kıyımı yapanlar’ gerçekleştirir, katliama uğrayanlar değil. 

Aynen Almanlar gibi. Almanlar, Yahudilere karşı yaptığı zulümlerden dolayı helalleşme ve özür dilemeden öteye geçmişlerdir. Ve hala israile tazminat ödemektedirler. Ayrıca Alman anayasasında Yahudilere karşı katliam olmadı diyenler suç işleme kapsamına girmektedir. 

Nasıl ki hiçbir Yahudi bizim de hatalarımız oldu hadi helalleşelim diyemiyorsa, katliama uğrayan Kürtler de bunu diyemez. Çünkü bu, fazlası ile abes bir durum olur. Selahhattin Demirtaş’ın bu açıklaması kendi şahsiyetinde yapılıyor fakat Kürt toplumunda Demirtaş’a benzeyen ve onun gibi düşünen binlercesi var. 

Bunlar, Türklerin yetiştirdiği ezik Kürt tiplemeleridir. Ahmet Türk’te 2017 yılındaki bir açıklamasında, “17 bin faili meçhul cinayeti unutmaya hazırız” demişti. Peki Kürt halkı buna hazır mı? Peki Kürt halkı bu açıklamaları kabul ediyor mu? Her şeyi geçelim katliama ve kıyıma uğratılmış Kürtler, helalleşmek istiyor mu? Bu soruların yanıtı politikacılar ya da kanaat önderlerinde değil bizzat Kürt milletinin içindedir. 

Bu isimler, Kürtler adına sözleri ve beyanatları istedikleri kadar versinler. Birincisi bu durum çok yanlış ve vahimdir. İkinci ise Kürt toplumu artık eziklik psikolojisinden kaynaklanan bu siyaseti ya da siyasi söylemeleri tasvip etmemektedir. Çünkü Kürtler, acılar ve zulümler içinde kalmış bir millettir. 

Helalleşme gibi ciddi ve içi acılar ile dolu kavramlara yorum yapmak ve karar vermek Demirtaş’ın meselesi değil, Diyarbakır Cezaevinde işkence görmüş insaların, Diyarbakır meydanında darağacında sallandırılmış Şeyh Said ve arkadaşlarının eşrafının, ailelerinde faili meçhul olan insanların, Dersim’de, Zilan’da, Koçgiri’de, Roboski’de katliama ve kıyıma uğramış insanların, kökü jenosit sonucu kaybolup giden Kürtlerin meselesidir.