image

PeyamaKurd - HDP Eş Başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan, Ankara’da düzenlenen toplantıda tutum belgelerini açıkladı.

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, konuşmasında ittifak kararlarıyla ilgili "Herhangi bir ittifak içinde yer alma arayışımızın olmadığını açıklıkla vurguluyoruz” diye konuştu.

"İster HDP’li isterse başka bir aday olsun, isimler yerine ilkelerin ve yöntemlerin tartışılmasının gerekli olduğu inancındayız. Çünkü demokratik dönüşüm şahıslar aracılığıyla değil, ilkeler ve yöntemler üzerinde müzakere ve mutabakat yoluyla gerçekleşebilir" ifadesinin yer aldığı tutum belgesinde, ‘güçlü bir demokrasi, tarafsız ve bağısız yargı, kayyım atamaları, Kürt sorununda demokratik çözüm, barışçıl dış politika, kadına özgürlük ve eşitlik, demokratik anayasa ve kamu yönetiminde liyakat’ gibi başlıklar yer aldı.

Buldan’dan “Kürt sorununun” çözümü için diyalog çağrısı!

Buldan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini değiştirmek istediklerini belirterek, ittifak arayışları ile ilgili gündeme düşen iddialar hakkında şu ifadeleri kullandı:

"Bizler, parlamento seçimleri için ‘Demokrasi İttifakı’ şiarıyla; halklar ve barış ittifakı, kadın dayanışması ve ittifakı, ekoloji ittifakı anlayışı temelinde, toplumsal ve siyasal muhalefet, emek, kadın ve gençlik hareketleri ile en geniş birlikteliği ve ortak mücadele zeminini büyütme ve bu yoldaki güçlü yürüyüşümüzü sürdürme kararlılığındayız. Bunun dışında herhangi bir ittifak içinde yer alma arayışımızın olmadığını açıklıkla vurguluyoruz."

Buldan konuşmasının devamında, "Kürt sorununa" dikkat çekti. Buldan, "HDP sorunun çözümü için hazırdır. Meclis çözüm zeminini kurarark demokratik müzakere yöntemiyle tüm toplum için geleceğin kazanılmasına ön ayak olmalıdır. Diyalog temel düstürumuzdur" dedi.

Kürt Sorununda Demokratik Çözüm

Tutum belgesinin 4üncü maddesinde yer alan “Kürt Sorununda Demokratik Çözüm” başlıklı maddesinde şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye’nin çözmesi gereken en köklü sorunu Kürt sorunudur. HDP, demokratik çözüm ve barış konusunda üzerine düşen her şeyi yapmaya, Türkiye’deki bütün toplumsal kesimlerin sorunlarını ve kaygılarını dikkate alan yapıcı bir rol üstlenmeye hazırdır. Cumhuriyetin demokratikleşmesi ile doğrudan bağlantılı ve iç içe geçmiş olan bu sorunun çözümü için muhataplarla diyalog kurulması, inkâr ve bastırma siyaseti yerine demokratik ve barışçı bir çözüm için adım atılması gereklidir. Meclis, diyalog ve çözüm zeminini kurarak, demokratik müzakere yöntemleriyle tüm toplum için geleceğin kazanılmasına önayak ve odak olmalıdır. Bu çerçevede, başta anadili hakkı olmak üzere tüm evrensel kimlik haklarının tanınması için gerekli düzenlemelerin yapılması büyük önem taşımaktadır.

Savaş politikaları, silah ve çatışma yöntemleri yerine, diyalog ve müzakere seçeneklerinin kendini tarihsel olarak dayattığı ve güncel olduğu aşikârdır. Bunun için Türkiye halklarının tümünün yararını ve geleceğini düşünerek herkes özveride ve fedakârlıkta bulunarak adım atmalıdır. Sorunlarımızı şiddet aracılığıyla değil; konuşarak, müzakere ederek, diyalog yoluyla çözmek temel düsturumuzdur.”

Barışçı Dış Politika

5’inci sırada yer alan “Barışçı Dış Politika” başlıklı maddede, “Yurtta, bölgede ve dünyada barıştan yana, uzun vadeli işbirliğine yönelik stratejiler yeni dönemin dış politika anlayışının temelidir. Komşularımız başta olmak üzere diğer ülkelerle savaş ve çatışmaya, askeri güç gösterisine dayalı, maceracı politikalardan uzaklaşmak, güçlü ve ilkeli diplomasiye, diyaloga ve her alanda iyi ilişkilere dayalı barışçıl politikalar yürütmek, hepimizin yararınadır” denildi.

Eş başkanlar tarafından yapılan açıklamanın sonunda demokrasi, adalet ve barış çağrısı yapılarak şu ifadeler kullanıldı:

“HDP olarak yukarıda ifade ettiğimiz ilkelerin yaşama geçirilmesinden yana tüm toplumsal taraflarla ve siyasi aktörlerle görüşmeye ve müzakere etmeye, birlikte yürümeye, ortak mücadeleye ve ortak yönetime hazır olduğumuzu vurguluyoruz.

Türkiye’nin aydınlık geleceğini düşünen tüm kurum, kuruluş ve partilere, tek tek yurttaşlara çağrımızdır: Hep beraber sorumluluk alalım. Kişisel hesaplar, partizan faydacılık yerine ortak akıl ve birlikte inşa anlayışı esas olmalıdır. Türkiye halkları çözüm üretmeyen, ortak akıldan uzaklaşan politikalara ve yönetimlere; ayrımcılık, nefret söylemi ve toplumsal kutuplaşmaya mahkûm değildir.”